Doktoru 'şehir yaşamından uzaklaş' dedi, 3 bin eserlik müze kurdu

ISPARTA'da, babası, eşi ve oğlunu kanserden kaybettikten sonra doktorunun 'şehir yaşamından uzaklaş' dediği terzi Raziye Balcı (60), köyünde 3 bin eserin yer aldığı Etnografya Müzesi kurdu.

Büyütmek için resme tıklayın

ISPARTA'da, babası, eşi ve oğlunu kanserden kaybettikten sonra doktorunun 'şehir yaşamından uzaklaş' dediği terzi Raziye Balcı (60), köyünde 3 bin eserin yer aldığı Etnografya Müzesi kurdu. Eşinden kalan emekli maaşıyla yaşamını sürdüren Balcı, evinde organik sebze ve meyvelerle yaptığı reçelleri satarak 10 öğrenciye burs veriyor.
İstanbul'da pek çok ünlünün terziliğini yapan Raziye Balcı, 1996 yılında babası Mehmet Ali Balcı, 2004 yılında eşi Yılmaz Balcı, 2009 yılında ise Ankara Gazi Üniversitesi Endüstriyel Teknoloji Mühendisliği 3'üncü sınıf öğrencisi oğlu Fatih Balcı'yı (25) kanser hastalığından kaybetti. Babası, eşi ve oğlunun ölümü öncesi ve sonrasında da pek çok yakın akrabasını kanserden kaybeden Raziye Balcı da rahatsızlandı. Hayata küsen Raziye Balcı'ya, şeker ve yüksek tansiyon teşhisi konuldu. Raziye Balcı'ya doktoru, şehir yaşamından uzaklaşması, doğayla iç içe yaşaması tavsiyesinde bulundu. Bunun üzerine Raziye Balcı, yılın belli dönemlerini memleketi Isparta'nın Sütçüler ilçesinde Boğazköy'de geçirmeye başladı.
7 yaşından beri antik objelere ilgi duyan Raziye Balcı, burada bir yandan yaşantısını sürdürürken bir yandan da eski objeleri toplamaya başladı. Topladığı eşyaları 2000 yılında Boğazköy'de oturduğu 2 katlı evinin 100 metrekarelik bölümünde 'Hatıralar Odası' adını verdiği çatı katında sergilemeye başlayan Balcı, kaybettiği yakınlarının fotoğraflarını da burada sergiledi. Çevresindeki kültürel miras eserlerini muhafaza eden, gelecek kuşaklara aktarılması için emek veren Raziye Balcı, 2016 yılında topladığı eserleri çevresinden gelen teklif üzerine halka açmaya karar verdi.
KÜLTÜREL MİRAS KEŞİF YOLCULUĞU
Raziye Balcı, eşsiz bilgiler içeren ancak unutulmaya yüz tutan malzemeleri 2016 yılında 'Etnografya Müzesi'ne dönüştürdüğü evinde sergiliyor. Tarihi objelerin büyük kısmını satın aldığını, bir kısmının ailesinden kaldığını belirten Raziye Balcı, "7 yaşından beri tarihi nesnelere merakım var. Aile yadigarı objelerim vardı. Eşim, oğlum, babam ve daha birçok kan bağı taşıyan yakınlarımı kaybettikten sonra önemli bir sağlık sorunu ile karşı karşıya kaldım. Doktorum 'doğaya, temiz havaya git' dedi. Bu öneriyi yaşam tarzı haline dönüştürdüm ve İstanbul'dan Sütçüler'e, Boğazköy'e döndüm. İstanbul'da birinci sınıf terziydim. Türkiye'nin en önemli sanatçılarının giysilerini dikiyordum" diye konuştu.
Acı veren kayıplarından sonra hayata tutunmak için kendisine uğraşı alanları yaratmaya çalışırken Yörük kültürünü yansıtan bir müze kurduğunu kaydeden Balcı, "Bu fikir bana ilham verdi. Sütçüler'in özellikle kırsal bölgelerini gezmeye başladım. Köylere gittim, insanları dinledim. Somut olmayan kültürel ögeleri çektim. Yaşantılarını, giysilerini, kültürlerini öğrendim. Paylaştım. Daha sonra eşya satın almaya başladım. Bu noktaya kadar getirdim. Şu an Raziye Balcı Etnografya Müzesi'nde toplamda 3 bin parçadan oluşan kültürel miras bulunuyor. Amacım geçmişten geleceğe Yörük kültürünü aktarmak. Yeni nesillere bu medeniyeti göstererek, dokunarak, hissederek, yaşayarak anlatmak istiyorum" dedi.
10 BİN KİŞİ GEZDİ
Türkiye'de Etnografya Müzesi kuran tek kadın olan Raziye Balcı, 200 yıllık hamur teknesi, el emeği, göz nuru ağaçtan yapılan kaşıklar, ahşaptan tuz kabı, hokka, şinik, yine 200 yıllık tef, ev tipi kahve öğütme makineleri, ahşap çiviler, bakır kap, halı, kilim, çuval, ahşap ayran dövme aletleri, yöresel giysiler, deri tuluğun Etnografya Müzesi'nin eşsiz parçaları arasında yerini aldığını söyledi. Eserlerin tamamının el yapımı olduğunu da anlatan Balcı, girişi ücretsiz olan müzeyi 3 yılda yerli ve yabancı 10 bin kişinin gezdiğini kaydetti.
'YEMEK TARİFLERİ KİTABI ÇIKARMAK İSTİYORUM'
Sütçüler ve çevresine özgü 100 yemek tarifi içeren yemek kitabı üzerinde de çalışan Raziye Balcı, Sütçüler'e özgü yemeklerle ilgili herhangi bir kaynak bulunmadığını dile getirdi. Bu konudaki son kaynağın kendisi olduğunu vurgulayan Balcı, "Ve ben 'Son Usta' olmak istemiyorum. Sütçüler'in değerlerinin yok olup gitmesine gönlüm razı değil. 'Hürmeli', 'Koca Aşı', 'Sarı Burması', 'Katmer' başta olmak üzere Sütçüler'e özgü yemekler biliyorum. Hatta şu an onları yapıyorum. Yaptığım bu yemekler geçen hafta özel kaplarda Macaristan, Danimarka, ABD ve Almanya'ya götürüldü. Bu miras lezzetlerin unutulmaması, gelecek kuşaklara aktarılması için kitap çıkarmak istiyorum" dedi.
KANSER İLE SAVAŞMAK İÇİN DOĞAL ÜRÜN YETİŞTİRİYOR
Boğazköy'de ata yadigarı topraklarda meyve ve sebze de yetiştiren Balcı, "Kanserden çok canı yanmış bir kişi olarak tek bir tek ilaç dahi kullanmıyorum. Kanserle savaşıyorum. Sağlıklı, doğal ürünlerle beslenme kültürü için farkındalık yaratmaya gayret ediyorum. Yetiştirdiğim ürünlerden pestil, reçel, pekmez, tarhana yapıyorum. İnternet üzerinden sipariş yöntemiyle satıyorum. Elde ettiğim gelirle 10 öğrenciye eğitim bursu veriyorum. Eşimden kalan emekli maaşıyla yaşantımı sürdürüyorum" dedi

03 Ağustos 2019 - Yaşam


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak BABA32 Isparta Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan BABA32 Isparta Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Sitemizi nasıl buldunuz?